30.04.2008

CANIM ANNEME...

(Resimdeki annem, kucağındaki de ben...)


Bugün; 7 yıl "özlem"imi çektikten sonra beni dünyaya getiren, beni ve kardeşimi hiç birşeyden ve en önemlisi sevgisinden mahrum bırakmayan, her anne gibi fedakar, her anne gibi içine bütün sevgileri alacak kadar büyük yürekli, canım anneciğimin doğumgünü... En sevdiğim şairlerden biri olan Can Dündar'ın "Anneme Açık Mektup" şiirini, kendisine armağan etmek istiyorum. İyi ki doğdun anneciğim. Sağlıklı ve uzun nice yaşların olsun, Rabbim başımızdan eksik etmesin seni...



Sevgili Anneciğim,
Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki,
Çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler...
Ve insan, zamanın nasıl insafsız
Bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor.
Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların
'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden
beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı...
Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca

Değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin.
Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin
İç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin,
Kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın.
O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar
Ortak üretiyor, tüketiyoruz.
Yol boyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin,
Yeteneklerimizi abarttık karşılıklı;
Toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik...
Ben dünyanın en iyi evladıydım,
Sense; tarihin en iyi annesi...
Her çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm.
Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin,
O bencil alışkanlığıyla ayakta kaldım.
Sevginle donandım...

Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi
Ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;Büyüdüm...
Senin kollarında 'sen'den habersiz,
Bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya.
Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'...
Çünkü farkettim ki, anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş.
Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun,
Ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım.
Bostandaki lahanaların,
Isırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin
Modasının geçtiğini gördüm sokakta...
Söyleyemedim sana...

'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık
Eskisi kadar geçerli olmadığını anlatan kitapları,
Salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye...
Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden;
'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen;
Ben ilginle boğulduğumdan dertlendim.
Bir yerim yaralandığında
'Anam görürse ne kadar üzülür' diye
gizlemeye çalışmak
Küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?
Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...
Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...

Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...
Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin? ...
Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.
'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu,
Tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.
Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık...

...Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe,
Ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum.
Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...' diye başladıkça,
Ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne...
Nasıl da zalim bir çark bu değil mi?

Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde
Yuvadan uçacağını bile bile
Koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun...
Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor.
Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi,
Kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi...
Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi...
Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça
Yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları...
Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...
Bakışlarla anlaştık.
Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı...
Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk.
Ben büyürken seni de büyüttüm.
Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi...

Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri...
Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum.
Pastoral ninnilerle büyütüyorum kızımı;
Yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda,
Öpülen kurbağalar prens oluyor.
...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin

Geçersizleştiğini anlatan kitapları
Kaldırıyoruz salondan gizli gizli...
O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor.
Zaman, öğütüyor kuşakları...
İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini...
Bense sevginden mahrum kalmaya
Fazla dayanamayacağımı biliyorum.
O yüzden bu doğumgününde,

Sana upuzun bir ömür diliyorum.
Hem biliyor musun?
'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......


Can DÜNDAR

28.04.2008

KAŞARLI EKMEK


Bayat ekmekleri değerlendirmenin bir başka yöntemi; kaşarlı ekmek...

Fazla ince olmamak kaydıyla ekmekleri dilimliyoruz ve fırın tepsisine diziyoruz. Ekmeğin miktarına göre, taze kaşar rendesini, 1 veya 2 yumurta, tuz ve arzu edilen baharatlarla iyice karıştırıp ekmeklerin üzerine yayıyoruz. Önceden ısıtılmış fırında kaşarlar eriyinceye kadar bekletiyoruz. Beş çayında veya pazar kahvaltısında afiyetle yiyiyoruz. Ben bazan yanında patates kızartması da yapıyorum.

Yapanlara şimdiden afiyet olsun....

25.04.2008

KIYMALI BOHÇA BÖREĞİ


BU, YEĞENİMİN DOĞUMGÜNÜ MENÜSÜNDEKİ KIYMALI BOHÇA BÖREĞİ ANNECİĞİMİN ELLERİNDEN ÇIKMA. ASLINDA HEMEN HEMEN HERKESİN BİLDİĞİ BİR BÖREK OLDUĞUNDAN TARİFİNİ VERMEYECEKTİM. AMA FULYA (antepasi.blogspot.com) ARKADAŞIMIN İSTEĞİNİ KIRAMAYARAK TARİFİNİ VERİYORUM.


MALZEMELER:
3 adet yufka
2 adet kuru soğan
250 gr. kıyma
kıyılmış maydanoz
tuz
karabiber
sıvı yağ

Ayrıca; 1 su bardağı su + 3 yemek kaşığı sıvı yağ karışımı

YAPILIŞI:
Kuru soğanı yemeklik doğrayıp sıvı yağda kavurun. Kıymayı, tuzu ve karabiberi ilave edin. Kıyma suyunu salıp çekene kadar pişirin. Ocağın altını kapattıktan sonra kıyılmış maydanozu ilave edip karıştırın. İç harcımız hazır.

Diğer tarafta; her bir yufkayı tezgaha yayıp üzerine sıvı yağ gezdirin. Karşılıklı kenarları ortada birleşecek şekilde katlayıp, kare bir şekil oluşturun. Onu da dört eşit parçaya keserek dört tane kare yufka elde edin. Her birinin ortasına kıymalı iç harçtan koyup bohça gibi kapatın. Ters çevirerek yağlanmış fırın tepsisine dizin. Bir bardak su ile 3 kaşık sıvıyağı karıştırıp kaşık kaşık böreklere yedirin. Bu işlem böreklerin daha güzel kabarmasını sağlıyor. Yarım saat bekletip kızgın fırında pişirin. AFİYET OLSUN...

NOT: Kıyma yerine istediğiniz iç harcı kullanabilirsiniz. Ispanaklısı da nefis oluyor...

24.04.2008

YEĞENİMİN DOĞUMGÜNÜ MENÜSÜ


HAFTA SONU YEĞENİM ECE'İN DOĞUMGÜNÜ İÇİN TEKİRDAĞ'DA OLDUĞUMU YAZMIŞTIM... BU DA ECEMİZİN 7. DOĞUMGÜNÜ MENÜSÜ. ANNEMLE KIZKARDEŞİM BİRLİKTE YAPTILAR MAMALARI. BEN DE YETİŞTİĞİM KADARIYLA, UCUNDAN BİRAZ YARDIM ETTİM. :) TARİFLERİNİ YAZMAYA GEREK YOK, ZATEN HEMEN HERKES HEPSİNİ BİLİYOR. NELER Mİ VARDI?? SÖYLEYELİM...

* DOĞUMGÜNÜ PASTASI (HAZIR)
* MERCİMEK KÖFTESİ
* TİRAMİSU
* KIYMALI BOHÇA BÖREĞİ
* ELMALI RULO KURABİYE
* MAKARNA SALATASI

21.04.2008

PDÇS # 21 VE "LEBLEBİLİ KURABİYE"

Bu hafta sonu, yeğenimin doğumgünü için Tekirdağ'da kız kardeşimdeydim. Dolu dolu bir hafta sonu geçirdik. Sahilde denize karşı çay içmenin keyfini çıkardım. Gecesi ayrı, gündüzü ayrı güzel oluyor. Güzel havanın da etkisiyle ortalık cıvıl cıvıldı... Geleli daha bir kaç saat oldu. Bunları ayağımın tozuyla yazıyorum desem, yalan olmaz... İki gün de olsa tatil, insanda olumlu yönde çok büyük etkiler bırakıyor. Manen ve bedenen kendimi çok zinde ve enerjik hissediyorum. Belki de bütün tasamı, kaygılarımı deniz alıp götürdü.. :) Neyse... Sözü fazla uzatmadan konumuza gelelim...

21. "Porselen Demlik Etkinliği" için sevgili arkadaşım Nigar'dan davet aldım. Arkadaşımı, "En güzel Pasta Yarışması"ndaki birinciliği için tekrar kutlar, etkinlikte kolaylıklar dilerim...

Bu rada; yeğenimin doğumgünü menüsü fotoğrafı kardeşimin fotoğraf makinesinde. Bir kaç güne kadar bana mail ile yollayacak, onu da yayınlıycam... Hepinize sağlıklı, huzurlu, mutlu ve bereketli bir hafta diliyorum...



LEBLEBİLİ KURABİYE

YİYENLERE, KURABİYEDEN BİLDİK BİR TAT ALIP (leblebi), NE OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜRÜREN VE AĞIZDA DAĞILAN HARİKA BİR LEZZET. SİZ DE TEREDDÜTSÜZ DENEYEBİLİRSİNİZ, SONUÇ MÜKEMMEL...

MALZEMELER:
250 gr. yumuşatılmış margarin
2 su bardağı toz şeker
2 adet yumurta (birinin akı ayrılacak)
1 çay bardağı süt
1,5 su bardağı tuzsuz leblebi tozu (ben hesapladım, 120 gr. leblebiden çıkıyor)
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un

üzeri için:
ayırdığınız yumurta akı
ince çekilmiş ceviz içi

YAPILIŞI:
Margarin ile toz şekeri karıştırma kabına alıp birlikte yoğurun. Yumurtaları ve sütü ilave edip iyice yedirin. Leblebi tozunu, vanilyayı ve kabartma tozunu ekleyin. Ele yapışmayan ve yumuşak bir hamur elde edene kadar azar azar un ilave edin. Yoğurduğunuz hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elinizde yuvarlayarak top şeklini verin. (Yassıltmayın, fırında pişerken yayılma payı olsun). Önce yumurta akına, sonra çekilmiş cevize batırıp fırın tepsisine dizin. 180 derecede pembeleşene kadar pişirin. AFİYET OLSUN...

18.04.2008

İSLİM KEBABI




MALZEMELER:

1 kg. kemer patlıcan
2 adet domates
dilimlenmiş taze kaşar peynir

*Köftesi için:
500 gr. köftelik kıyma
2 dilim bayat ekmek içi
1 adet yumurta
1 adet rendelenmiş soğan
tuz, karabiber, kimyon

kızartmak için sıvı yağ

*sosu için:
1 yemek kaşığı salça
1,5 su bardağı sıcak su
tuz

YAPILIŞI:
Patlıcanları alacalı soyun. Boylamasına dilimleyip tuzlayın ve bir müddet bekleyip kara suyunu bırakmasını sağlayın. Yıkayıp iyice kuruladığınız patlıcanları kızgın sıvı yağda hafif kızartın ve kağıt havlu üzerine alın. Diğer tarafta köftelik malzemeleri iyice yoğurun. Avuç içinizden biraz daha küçük olacak şekilde yuvarlayın. Hazırladığınız köfteleri de kzıgın yağda hafifçe kızartın. Orta boy bir kasenin içine, kızarttığınız patlıcanları uçları dışarıda kalmak suretiyle "+" şeklinde yerleştirin. Ortasına bir köfte yerleştirip patlıcanların uçlarını köftelerin üzerinde birleştirin. Ters çevirip fırına dayanıklı bir tepsiye dizin. Üzerlerine halka şeklinde doğradığınız domates ve bir dilim kaşar peynir koyup kürdan batırın. Hazırladığınız sosu da tepsiye ilave edip, kaşarlar eriyip kızarana kadar fırınlayın.
AFİYET OLSUN...

16.04.2008

SÜTLÜ PİRİNÇ LAPASI


BU DA ÇOCUKLUĞUMA AİT BİR TARİF... BABAANNEM SIKÇA YAPARDI BU YEMEĞİ. SOĞUMASINI BEKLEMEDEN AĞZIMIZ YANA YANA YERDİK. ÇİĞ PİRİNÇTEN YAPILABİLDİĞİ GİBİ, ATRAN PİLAVLARDAN DA YAPILABİLİYOR. AMA TAVUK SUYUNA OLMAMAK ŞARTIYLA. SADE PİLAV OLACAK YANİ. BEN GENELLİKLE BU YEMEĞİ ARTAN PİLAVLARDAN YAPIYORUM. HEM DEĞERLENMİŞ OLUYOR, HEM DE SEVDİĞİM BİR LEZZETİ YEMİŞ OLUYORUM. AŞAĞIDAKİ TARİF ÇİĞ PİRİNÇTEN YAPILAN MİKTARLARDIR. EĞER ARTAN PİLAVLARDAN YAPMAK İSTERSENİZ, PİRİNÇLERİN 2 PARMAK ÜZERİNE ÇIKACAK KADAR SÜT VE ÇOK AZ TUZ EKLEYİP, 1-2 TAŞIM KAYNATMAK YETERLİ OLUYOR.
ŞİMDİ GELELİM TARİFİNE...

MALZEMELER: (4 kişilik)
1 su bardağı yıkanmış pirinç
3,5 su bardağı süt
tuz

üzeri için:
1 yemek kaşığı tereyağ
1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber

YAPILIŞI:
Uygun bir tencereye sütü koyup kaynamaya bırakın. Kaynamaya başlayınca yıkanmış pirinçleri ve yeteri kadar tuzunu ilave edin. Göz göz oluncaya kadar pişirin. Kapağını kapatıp 5 dakika dinlendirin. Servis tabaklarına paylaştırıp, üzerine kırmızı biberli kızdırılmış tereyağ gezdirin.
AFİYET OLSUN...

14.04.2008

SUCUKLU KURU FASÜLYE


MALZEMELER:
500 gr. kuru fasülye
2 adet kuru soğan
1 yemek kaşığı margarin
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
yarım kangal sucuk
tuz

YAPILIŞI:
Kuru fasülyeleri bir gece önceden yıkayıp suya koyun. Sabah hafif haşlayıp süzün. Bir tencerede margarini eritip, yemeklik doğradığınız soğanları ilave ederek pembeleştirin. Salçaları da ekleyip kokusu çıkana kadar kavurun. Kuru fasülyeleri ve iki parmak üzerine çıkacak kadar suyunu ilave edin. Tuzunu atın. Ocağı kapatmadan beş dakika önce halka halka doğradığınız sucukları ekleyin. AFİYET OLSUN...


12.04.2008

DOMATESLİ PİRİNÇ PİLAVI


MALZEMELER:
2 su bardağı pirinç
2 adet olgun domates
1 çorba kaşığı margarin
3 su bardağı sıcak su
yeteri kadar tuz

YAPILIŞI:
Pirinçleri ayıklayıp, 20-30 dakika kadar tuzlu sıcak suda bekletin. Nişastası gidene kadar, pirinçleri kırmamaya özen gösterek yıkayın. Margarini bir tencerede kızdırıp pirinçleri ilave edin. Şeffaf bir hal alana kadar kavurun. Önceden rendelediğiniz domatesleri pirinçlere ilave edin. 2-3 dakika kadar birlikte kavurun. 3 su bardağı sıcak suyu ve tuzunu ekleyip kısık ateşte pişirin. 15-20 dakika demlendirdikten sonra servis yapın. AFİYET OLSUN...

11.04.2008

LİMONLU KURABİYE


MALZEMELER:
2 yumurta sarısı
250 gr. eritilmiş margarin
2 yemek kaşığı yoğurt
1 yemek kaşığı limon suyu
1 su bardağı toz şeker
1 limonun kabuğunun rendesi
aldığı kadar un
1 paket kabartma tozu

Üzeri için:
2 yumurta akı
toz şeker

YAPILIŞI:
Un ve kabartma tozu dışındaki malzemeleri iyice karıştırın. Klâsik tabirle kulak memesi yumuşaklığına gelene kadar unu ve kabartma tozunu ekleyip yoğurun. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elinizde yuvarlayın. Önce yumurta akına, sonra da toz şekere batırarak hafif yağlanmış tepsiye dizin. Önceden ısıttığınız 180 derecelik fırında 15-20 dakika pişirin. AFİYET OLSUN...


9.04.2008

PORTAKAL AROMALI CREME SHOKOLA



MALZEMELER:
1 lt. süt
2 yemek kaşığı pirinç unu
2 yemek kaşığı nişasta
1 bardak toz şeker
1 portakal kabuğu rendesi
80 gr. bitter çikolata

YAPILIŞI:
Çikolata hariç tüm malzemeleri bir tencereye koyun. Orta ateşte yavaş yavaş karıştırarak, muhallebi kıvamına gelene dek pişirin. Sonra ateşten alın. Çikolatayı parçalara bölüp tencereye atın ve eriyinceye kadar karıştırın. 3-4 dakika kadar mikserle çırpıp servis kaselerine paylaştırın. Oda sıcaklığına geldikten sonra buzdolabında soğutarak servis yapın. AFİYET OLSUN...

Not:
Şimdi, tatlının içindeki beyaz şey de ne diyorsunuzdur. Evde, kızımın yemediği marchmallowlu bir ürün vardı. Hani şu "ETİ PUF"lardan. Onları küçük parçalara bölerek boş kaselere paylaştırdım. Tatlının sıcaklığıyla hafif eriyip güzel bir görüntü ve lezzet kazandırdı. :)

5.04.2008

YAYLA ÇORBASI


MALZEMELER:
1,5 litre su
1 çay bardağı pirinç
1/2 su bardağı yoğurt
1 yumurta sarısı
1 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı tereyağ
tuz ve kuru nane

YAPILIŞI:
Terayağı bir tencerede eritip unu ekleyin. Unun kokusu çıkana kadar kavurun. 1,5 litre soğuk suyu ilave edin. Kaynamaya başlayınca yıkanmış pirinçleri ve tuzunu atın. Diğer yanda yoğurt ve yumurta sarısını pürüz kalmayıncaya kadar çırpın. Tencereden bir kaç kaşık alıp yoğurtlu karışıma ekleyerek ılıştırın. Pirinçler iyice pişince yavaş yavaş ve sürekli karıştırarak yoğurtlu karışımı tencereye aktarın. Bir taşım kaynatıp kuru naneyi ekleyin. Sıcak sıcak servis yapın. AFİYET OLSUN...


3.04.2008

GÜVEÇ MANTAR



MALZEMELER:
500 gr. mantar
1 adet soğan 2
adet sivri biber
2 adet domates
2-3 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı salça
1 yemek kaşığı margarin
tuz, karabiber, kekik
rendelenmiş taze kaşar peyniri

YAPILIŞI:
Mantarları temizleyip, büyüklüğüne göre ikiye veya dörde bölün. Bir tencerede erittiğiniz margarine yarım ay şeklinde doğradığınız soğanı ve ince kıyılmış sarımsağı ileve edin ve soğanlar pembeleşene kadar kavurun. Mantarları da ekleyip, mantarlar bıraktıkları suyu çekene kadar kavurmaya devam edin. Halka halka doğranmış sivri biberleri ve kabukları soyulup küp doğranmış domatesleri de tencereye ilave edin. Tuzunu ve karabiberini koyun. Domatesler yumuşamaya başladığı zaman ocağın altını kapatın. Kekiği ekleyip karıştırın. Tek kişilik toprak kaplara pay edin ve üzerine rendelenmiş kaşar serpin. Kaşarlar eriyip kızarana kadar fırınlayıp, sıcak servis yapın. AFİYET OLSUN...


2.04.2008

ACUKA



MALZEMELER:
1 bardak iri dövülmüş ceviz içi
2-3 dilim bayat ekmek
2 kaşık domates salçası
2 kaşık biber salçası
2 kaşık zeytinyağı
3-4 diş dövülmüş sarımsak
miktarı isteğe bağlı olarak; kekik, pul biber, kimyon ve tuz

YAPILIŞI:
Ekmekleri ıslatıp suyunu iyice sıktıktan sonra ufalayın. Diğer malzemelerle birlikte iyice karıştırın. Ölçüleri kendi damak zevkinize göre azaltıp arttırabilirsiniz. Ekmeğin üstüne sürülecek kıvamda olması yeterli. Sabah kahvaltılarında veya beş çayıyla birlikte ekmek üzerine sürüp afiyetle yiyebilirsiniz.


Blog Widget by LinkWithin

İzleyİcİler

Lezzet Gemisi Facebook'ta