Bugün; 7 yıl "özlem"imi çektikten sonra beni dünyaya getiren, beni ve kardeşimi hiç birşeyden ve en önemlisi sevgisinden mahrum bırakmayan, her anne gibi fedakar, her anne gibi içine bütün sevgileri alacak kadar büyük yürekli, canım anneciğimin doğumgünü... En sevdiğim şairlerden biri olan Can Dündar'ın "Anneme Açık Mektup" şiirini, kendisine armağan etmek istiyorum. İyi ki doğdun anneciğim. Sağlıklı ve uzun nice yaşların olsun, Rabbim başımızdan eksik etmesin seni...
Sevgili Anneciğim,
Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki,
Çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler...
Ve insan, zamanın nasıl insafsız
Bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor.
Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların
'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden
beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı...
Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca
Değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin.
Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin
İç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin,
Kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın.
O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar
Ortak üretiyor, tüketiyoruz.
Yol boyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin,
Yeteneklerimizi abarttık karşılıklı;
Toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik...
Ben dünyanın en iyi evladıydım,
Sense; tarihin en iyi annesi...
Her çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm.
Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin,
O bencil alışkanlığıyla ayakta kaldım.
Sevginle donandım...
Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi
Ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;Büyüdüm...
Senin kollarında 'sen'den habersiz,
Bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya.
Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'...
Çünkü farkettim ki, anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş.
Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun,
Ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım.
Bostandaki lahanaların,
Isırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin
Modasının geçtiğini gördüm sokakta...
Söyleyemedim sana...
'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık
Eskisi kadar geçerli olmadığını anlatan kitapları,
Salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye...
Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden;
'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen;
Ben ilginle boğulduğumdan dertlendim.
Bir yerim yaralandığında
'Anam görürse ne kadar üzülür' diye
gizlemeye çalışmak
Küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?
Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...
Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...
Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...
Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin? ...
Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.
'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu,
Tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.
Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık...
...Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe,
Ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum.
Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...' diye başladıkça,
Ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne...
Nasıl da zalim bir çark bu değil mi?
Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde
Yuvadan uçacağını bile bile
Koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun...
Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor.
Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi,
Kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi...
Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi...
Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça
Yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları...
Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...
Bakışlarla anlaştık.
Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı...
Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk.
Ben büyürken seni de büyüttüm.
Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi...
Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri...
Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum.
Pastoral ninnilerle büyütüyorum kızımı;
Yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda,
Öpülen kurbağalar prens oluyor.
...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin
Geçersizleştiğini anlatan kitapları
Kaldırıyoruz salondan gizli gizli...
O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor.
Zaman, öğütüyor kuşakları...
İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini...
Bense sevginden mahrum kalmaya
Fazla dayanamayacağımı biliyorum.
O yüzden bu doğumgününde,
Sana upuzun bir ömür diliyorum.
Hem biliyor musun?
'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......
Can DÜNDAR


